1976 Yılından bu yana Filistin’li bütün fraksiyonların her yıl Toprak Günü olarak andıkları 30 Mart’ın yıldönümünde Filistin topraklarında yıllardır terör estiren, bütün evrensel hukuk ve insani değerleri hiçe sayan İsrail adlı yapı; yine kan akıttı. İşgal gücü askerlerinin Gazze, Batı Şeria ve Kudüs'te düzenlenen Küresel Kudüs Yürüyüşçülerine saldırısı sonucunda 300’e yakın Filistin dostu yaralanırken, 20 yaşındaki Gazzeli Mahmud Zakud başından yediği kurşun sonucu hayatını kaybetti. Saldırılarda Gazze Milletvekili Mustafa Barbuti ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı.
30 Mart Toprak Günü vesilesiyle Filistin’e komşu ülkelerden yürüyüşe geçen Küresel Kudüs Yürüyüşçüleri İsrail’in baskıları sonucu komşu devletler tarafından engellendi. MAZLUMDER’in Türkiye ayağını organize ettiği ve aralarında MAZLUMDER yönetim Kurulu üyelerinin de bulunduğu Türkiye’den katılan 30 kişiyle birlikte 13 ülkeden Çok Uluslu ve Çok Dinli Asya Konvoyunun toplam 150 “Kudüs Yürüyüşçüsü” Lübnan hükümetinin engeliyle karşılaştı.
Bugün, istilacı Avrupa’nın, fırınlarda yaktığı Yahudilere özür borcunun bir karşılığı olarak bahşettiği İsrail’in varlığı zulüm üreten bir mekanizmaya dönüşmüştür. Bu mekanizma insan hakları ihlallerinin sürekli yaşanmasını gelenekleştirmiştir. Dolayısıyla vicdan sahibi olan her insan bu zorba ve cinayetkar konseptin karşısında durmalıdır.
İsrail ve destekçilerinin organize ettiği barbarlıklar karşısında, 30 Mart Toprak Günü vesilesi ile tertiplenen Asya Konvoyu dünyanın vicdani tepkisini dışa yansıtma endişesinin neticesidir. 30 Mart Toprak Günü İnsani duyarlılığı ifade etmesinin yanında, direnişin sembolleşmesi anlamını da taşımaktadır. Farklı inanç ve etnik kimlikteki insanların zalime karşı bilinçli sivil karşı duruşu olarak değerlendirilmesi gereken bu çaba, Tel-Aviv ya da Washington’a düşecek bir Atom bombasından daha etkili olmuştur.
Bilindiği gibi, Avrupa’da yeniden hortlayan ırkçılık, doğal olarak yakın tarihteki büyük katliamların hazırlayıcısı olmuştur. Bu bağlamda Batı’daki İsrail lobisi tarihsel ve hukuksal açıdan böylesine güçlü olduğu bu zeminde Filistin topraklarında gerçekleştirilen katliamları ustaca manevralarla kamufle etmeye çalışmaktadır. Müslüman halklar üzerinde tahakkümlerini sürdüren kukla rejimlerin bu zorbalık konseptine ilgisiz ve duyarsız kalması, Siyonist rejimi daha da cesaretlendirmektedir. İddia ediyoruz ki, dünya kamuoyu Filistin’deki zulme seyirci kalmasa ve gereken duyarlılığı gösterebilse İsrail bütün dünyaya meydan okurcasına cinayetlerine devam edemeyecektir.
Söz konusu reel durumdan cesaretle işgalci İsrail, ABD gibi hiçbir uluslararası kurala uymuyor, dünya kamuoyunu umursamıyor. Mavi Marmara’da dünyanın gözü önünde silahsız insanlara karşı sergilediği vahşilik bunun en bariz örneğidir. Uluslararası yasalara ve ateşkese rağmen yaptığı saldırılarla hiçbir uluslararası kural/sınır tanımamış ve her bahaneyle istila politikalarının bir katliam mekanizmasına dönüşmesine çalışmıştır. Dünya da olaylara seyirci kalarak, Siyonist İsrail’in işlemiş olduğu cinayetlere suç ortaklığı yapmıştır. Dünyanın her bölgesinden vicdan sahibi insanlardan oluşan Küresel Kudüs Yürüyüşçüleri, siyonist zulme karşı duyarlı olmuş, tepkisini ortaya koymak için yorucu bir yolculuğu göğüslemiştir. İnsanların uyutulmuş vicdanlarını canlandırmak için, tarihe not düşecek seviyede bir fedakârlık örneği sergileyerek kendi sorumluluğunu ifa etmeye çalışmıştır.
MAZLUMDER olarak, uluslar arası hukuku hiçe sayan işgalci İsrail’in terör ve cinayetleri karşısında uluslararası yargı mekanizmalarının işletilmesi gereğini yineliyoruz.
Tamamen barışçıl, sivil ve legal bir şekilde duyarlılıklarını sergileyen çok uluslu ve çok dinli Küresel Kudüs Yürüyüşçülerine yönelik çıkarılan her türlü engel nedeniyle Filistin’e komşu ülkeleri kınıyoruz.
Recep KARAGÖZ
Mazlumder Genel Başkan Yardımcısı