MAZLUMDER Mülteci Koordinatörü Halim YILMAZ, Ege Denizi’ne açılarak Avrupa’ya gitmeye çalışan ve İzmir’in Menderes ilçesi açıklarında teknelerinin batması sonucu en az 60 sığınmacının ölmesi üzerine yapmış olduğu basın açıklaması aşağıdadır.
Basın Açıklaması Metni:
Ege Denizi’ne açılarak Avrupa’ya gitmeye çalışan ve İzmir’in Menderes ilçesi açıklarında teknelerinin batması sonucu en az 60 sığınmacının öldüğü haberleri basına yansımıştır. Saatler geçtikçe ölü sayısı sürekli artmaya devam etmektedir. Ege ve Akdeniz, teknelerle Avrupa’ya geçmeye çalışan binlerce Asyalı ve Afrikalı mültecinin son durağı oldu. Avrupa ülkelerine geçmeye çalışan binlerce insan denizde boğulmakta veya sınırlarda nehirde boğularak, donarak, TIR dorsesinde havasız kalarak veya başka şekillerde hayatlarını kaybetmektedir. Katliam gibi olaylara rağmen Avrupa ülkeleri, mültecilerin geçişini engellemek ve önlemek adına her türlü tedbiri almaktadırlar. Alınan tedbirler ve sınırların çok daha sıkı korunması daha fazla kişinin ölmesine ve kaçak göçmen ticareti yapan organizatörlere fırsat sağlamaktadır.
Türkiye’de şu an yaklaşık 28 bin kayıtlı sığınmacı-mülteci, bunun dışında Suriye’deki savaştan kaçan yaklaşık 100 bine yaklaşan Suriyeli mülteci bulunmaktadır. Türkiye’de bulunan sığınmacı ve mültecilerin hukuksal sorunlar, yaşam zorlukları, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) işlemlerinin çok uzun sürmesi sığınmacıları yasadışı ve ölümcül yollara ittiği bir gerçektir. Türkiye’de bulunan mültecilerin prosedürel işlemlerinin çok uzun zaman alması, BMMYK’deki kayıt, mülakat ve yerleştirmelerin yaklaşık 4-5 yılı bulması; buna karşılık mevzuat hükümleri ve İçişleri bakanlığı uygulaması nedeniyle mültecilerin belli illerde de ikamet zorunluluğu, çalışma izni olmaması gibi Türkiye’de yaşamı nerdeyse imkansız hale getiren hususlar kayıtlı olan mültecileri yasadışı biçimde Avrupa’ya göç etmeye zorlamaktadır.
Avrupa Birliği ülkeleri, mülteci sayısını azaltmak amacıyla özel güvenlik yöntemleri uygulayarak sınırları koruma çabalarının daha çok yasadışı göçmene ve ölüme neden olmaktadır. Avrupa’nın deniz ve kara sınırları mülteciler için ölüm tarlası haline gelmiştir.
Ülkemize gelen Suriyeli sığınmacılara karşı kötüleyici ve düşmanca yaklaşımın ve bu yönde haberlerin iç politika malzemesi haline getirilmesi Avrupa ülkelerindeki yabancı düşmanlığıyla (Zenofobia) ile paralellik göstermesi tehlikeli bir gidişattır. Aynı şekilde, 60 sığınmacının boğulduğu bu olayda sosyal medyada ırkçılık ve mülteci düşmanlığı yapan yorumların artış göstermesi esef vericidir. Zulümden kaçan sığınmacı-mülteci / muhacir durumundaki insanları yardımcı olmak, hassas olmak gerekirken; bundan düşmanlık üretmek insanlığa ve vicdana sığan bir tutum değildir. Siyasi partilerin, hükümetin ve toplumun, mültecilerin zulüm karşısında çaresizlik içinde yaşabilecekleri bir yere sığınmaya çalıştıklarını unutmamaları gerekir.
Türkiye, uzun yıllardır mülteci sorunları ile iç içe yaşamasına rağmen halen bir mülteci yasası bulunmamaktadır. TBMM’de bulunan Yasa tasarısının uluslar arası hukuka uygunluğu gözetilerek önümüzdeki dönemde kanunlaşması sorunları çözmede önemli bir unsur olacaktır diye düşünüyoruz.
Çaresiz konumdaki insanlara hak ettikleri hukuki ve sosyal korumanın verilmemesi, insan hakları ve mülteci hukuku sözleşmelerine riayet edilmemesi sonuç olarak kadın ve çocukların dahil olduğu 60 kişinin öldüğü bir utanç tablosuna yol açmıştır.
Halim YILMAZ
MAZLUMDER Mülteci Koordinatörü