MAZLUMDER GYK Üyeleri 5. Toplantısını Gerçekleştirdi

 

Her iki ayda bir düzenli olarak bir araya gelen MAZLUMDER GYK üyeleri ve Şube başkanları, bu kez de İstanbul’da toplandı.

11. Dönemin 5. Toplantısını gerçekleştiren MAZLUMDER yöneticileri, gündeme ilişkin konuları ve yürüttükleri kampanyaları konuştukları toplantının bir kısmını Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na ilişkin bir de panel düzenlediler.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Akademisyen olan Zafer Çelik, Eğitimci-Yazar Ufuk Coşkun, Özgür Eğitim Sen MYK üyesi Ali Aydın ve MAZLUMDER GYK üyesi Mehmet Arif Koçer’in katıldığı panelin moderatörlüğünü, MAZLUMDER GYK üyesi, aynı zamanda Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Akademisyen olan Adem Çaylak yaptı.

Cumartesi ve Pazar olmak üzere iki gün süren programın ikinci gününde Türkiye’nin birçok ilinden gelen şube başkanları ve gyk üyeleri, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulünün 90. Yıldönümü münasebetiyle “Tevhid-i Tedrisat Kaldırılsın!” kampanyası çerçevesinde ortak bir basın açıklaması yaptı.

MAZLUMDER Basın Bürosu

 

 Açıklama Metni:


 Tektipçi Eğitime Son! Tevhid-i Tedrisat Kaldırılsın!

 

Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulünün 90. yıldönümündeyiz.

 3 Mart 1924 tarihinden bugüne yürürlükte olan ve milli eğitim sisteminin bir nevi anayasasını teşkil eden bu kanun, aynı zamanda genel bir ilkeyi, bir referans kaynağını temsil etmektedir. Bu ilke, eğitim-öğretim faaliyetlerinde tüm meşruiyetin, her şeyi belirleme ve denetleme yetkisinin yalnızca devlette olmasıdır. Eğitimin tamamen devlet tekeline sokulmasıdır.

Tevhid-i Tedrisat’ın bir ilke olarak benimsenip uygulama koyulmasından sonra aşama aşama ilerleyen bu süreçte, önce geleneksel eğitimin sürdürüldüğü medreseler kapatılmış, ‘mektep’ler ulus-devletin ideolojik aygıtı olarak işleyecek ‘okul’lara dönüştürülmüştür. Yine bu süreçte, azınlık okulları gibi farklı ihtiyaçları karşılayan okul türleri üzerinde baskı oluşturulmuştur. Böylece eğitim, bir siyasal ve toplumsal mühendislik projesinin en önemli aracı haline getirilmiştir. Eğitim sistemi, ulus devletin resmi ideolojisini, kültürünü ve tek tip bir hayat tarzını içselleştirmiş bireyleri yetiştirme amacına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. Bu özelliği 90 yıldır değişmemiştir.

 Eğitim aracılığıyla toplumu tektipçi bir potada eritmeyi hedefleyen bu tek merkeziyetçi bürokratik vesayet sistemi, toplumsal dokuyu, coğrafyamızdaki etnik, dini, sosyal ve kültürel farklılıkları yok saymaktadır. Bir yandan eğitimi herkes için zorunlu tutarken, insan hayatında kalıcı izler bırakan zorunlu eğitim sürecinde ne çocuğa, ne de velisine herhangi bir söz ve karar hakkı tanımamaktadır. Toplum, tercih hakkının olmadığı bir eğitime mazur bırakılırken, kendi dilediği gibi bir eğitim veyahut başka bir okul anlayışını ortaya koyma hakkından da mahrum bırakılmaktadır.

 Öğretim programlarından, ders içeriklerine ve kitaplarına; sınıf içi eğitsel faaliyetlerden ders dışı sosyal ve kültürel faaliyetlere kadar her şeyi devlete bırakan, sivil toplumu ise tüm bu süreçlerin dışında tutan Tevhid-i Tedrisat anlayışı, MAZLUMDER açısından temel bir insan hakları ve özgürlükleri meselesidir. Bu anlayışın ve bundan neşet eden tüm kanun ve yönetmeliklerin yürürlükten kaldırılması da öncelikli amaçlarımızdandır.

Son yıllarda eğitim sistemine birçok müdahale yapılırken, Tevhid-i Tedrisat gibi en temel sorunlara dokunulmamıştır. Bilakis, TBMM’de kabul edilen son “Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nda ortaya çıktığı gibi bu kanun, hâlâ haklı ve yerinde bir uygulamaymış gibi savunulabilmiştir.

Söz konusu kanunda yer alan “Her ne ad altında olursa olsun, eğitim ve öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetler Bakanlığın izin ve denetimine tabidir.” maddesi, şayet onaylanır ve yürürlüğe girerse, 90 yıl sonra Tevhid-i Tedrisatçı eğitim anlayışı karşımıza daha da güçlenerek çıkmış olacaktır.

Son derece geniş yorumlara müsait ve mevcut şartlarda devlet lehine fakat toplum aleyhine yorumlanacağı açık olan bu kanun maddesi, sivil toplumun sunduğu her türlü eğitim-öğretim faaliyetlerini dahi bakanlığın iznine mecbur bırakmaktadır. Bu sebeple ileride telafisi zor sonuçlara yol açmadan mezkûr maddenin Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmadan iade edilmesini talep ediyoruz.

MAZLUMDER, kurulduğu günden bugüne eğitimin özgürleşmesini, insan hakları anlayışına uygun bir eğitim sisteminin savunmaktadır. Bu talebini, hem sembolik bir önemi bulunan hem de kendisinden sonraki birçok kanuna ilişkin temel bir kaideyi getiren Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kaldırılması kampanyasıyla da somutlaştırmaktadır.

Tevhid-i Tedrisat anlayışının sonlandırılmasıyla, eğitim sistemindeki tüm sorunların çözülmeyeceğinin farkındayız.  Fakat bu engelin kaldırılmasıyla; devletin tepeden dayatmacı, yasakçı, inkârcı, ayrımcı, ötekileştirici, tektipçi uygulamalarından kurtulan toplumun, kendi alternatiflerini geliştirebilmesinin ve özgürce gerçekleştirebilmesinin önü açılmış olacaktır.

MAZLUMDER Genel Yönetim Kurulu olarak, bu talebimizi yerinde bulan herkesi, sivil toplum örgütlerini, eğitim-bilim hizmetleri alanında faaliyet gösteren sendikaları dayanışmaya çağırıyoruz. Bu süreci birlikte geliştirip, yaygınlaştıralım. Talebimizi beraber seslendirelim:

Özgür bir gelecek, özgür bir toplum için eğitimde devlet tekeline hayır!

 Eğitimde tektipçi anlayışa son, Tevhid-i Tedrisat Kanunu kaldırılsın!

 

MAZLUMDER GENEL YÖNETİM KURULU

 

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2014-03-03
Okunma Sayısı : 1850
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 5591559