Mülteci Hakları Koordinasyonu "20 Haziran Dünya Mülteciler Günü" basın açıklaması
Geçtiğimiz hafta içinde komşu ülke Suriye'de 2011 Mart ayında başlayıp vahameti gittikçe artan hadiseler neticesinde ve özellikle geçen hafta Türkiye sınırına yakın Jisr Al-Shugour kentinde güvenlik güçlerinin sivil halka hücum etmesi üzerine binlerce Suriye vatandaşı Türkiye'ye sığındı. Hatay'ın Yayladağı, Altınözü ve Reyhanlı ilçelerinde Kızılay tarafından kurulan çadır kamplarda karşılanan Suriyeli mültecilerin sayısı 10 000'e yaklaştı.
Devletlerin savaş ve zulüm olayları nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalmış mülteci durumunda kişilere yönelik koruma yükümlüklerini belirleyen 1951 Cenevre Sözleşmesi'nin 60. yılında bugün Türkiye kendi ülkesinde barınamamış binlerce talihsiz insan için bir sığınma ülkesi. Ülkemize sığınan bu güç durumda insanlara sınırlarımızı kapatmamak, onlarla dayanışma içinde olmak hem uluslararası hukukun gereği, hem de bu ülkenin yurttaşları olan bizler için vicdani bir sorumluluk. Türkiye gerek her gün ve her gece çoluklarıyla çocuklarıyla korku ve belirsizlik içinde evlerini ülkelerini terk edip sınırlarımıza gelen Suriyeliler için, gerekse ülkemizde sığınma arayan diğer mülteciler için güvenli bir liman olmalıdır.
Bizler Mülteci Hakları Koordinasyonu'nu oluşturan 7 örgüt, ülkemize Suriye'den devam eden toplu sığınma hareketiyle ilgili olarak:
" Hükümet'in ülkemize sığınan Suriyeli mültecilere sınırları açık tutma politikasını ve Hatay ilinde Kızılay imkânlarıyla kısa sürede seferber edilen destek ve karşılama faaliyetini memnuniyetle takip etmekteyiz.
" Hükümet bundan sonraki süreçte de gerek yasal yollardan gerekse sınır boyundan Türkiye'ye sığınacak Suriyelileri kabul etmeye ve koruma sağlamaya devam etmelidir.
" Gelen sığınmacıların ülkeye kabulü ve temel ihtiyaçlarının karşılanması sürecinde etnik köken, din ve benzeri etkenler etrafında herhangi bir ayrım gözetilmeksizin eşit yaklaşılmalıdır.
" Sığınmacı grubu içinde bulunabilecek refakatsiz küçükler, kadın ve çocuklar ve diğer hassas grupların özel korunma ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik tedbirler alınmalıdır.
" Sığınmacıların ülkeye kabul ve kamplarda barındırılma aşamalarında BMMYK Türkiye Temsilciliği yetkililerinin de müdahiliyetinden ve uzmanlığından istifade edilmelidir.
" Kamplarda barındırılan Suriyeli sığınmacılara özellikle hem Suriye'de hem de Türkiye'de bulunan yakınlarıyla haberleşme ve yüz yüze görüşme imkânı tanınmalıdır; dış dünyayla temas ve iletişimleri önündeki kısıtlamalar derhal gözden geçirilmeli, kamplardaki sığınmacıların dış dünyayla haberleşme ve yakınlarıyla temas imkânları ciddi şekilde arttırılmalıdır.
" Suriye bilindiği üzere Mart ayında başlayan olaylar öncesinde önemli sayıda Filistinli ve Iraklı mülteci için bir sığınma ülkesi durumundaydı. Türkiye'ye gelen sığınmacı grubu içinde özellikle bu tipten korunmaya muhtaç üçüncü ülke vatandaşlarının BMMYK'ya ve Türkiye'deki sığınma prosedürüne erişimlerinin sağlanması çok önemlidir.
" Bugüne kadar Hatay ilinde kurulan kamplarda, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen faaliyetin düzenli ancak yeterince şeffaf olmayan bir yaklaşım içinde devam etmekte olduğunu değerlendirmekteyiz. Gerek kamplardaki genel durum ve ihtiyaçların tespiti ve karşılanması, gerekse işleyişin sivil denetimi ve hesap verebilirlik gerekleri açısından faaliyetin ulusal ve uluslararası uzman sivil toplum kuruluşlarının da izleme ve katılımına açılması gerekmektedir. Bu çerçevede, ilk olarak Mülteci Hakları Koordinasyonu'nu oluşturan 7 örgütü temsilen bir delegasyonun kamplara girişine izin verilmesini talep etmekteyiz.
Mülteci Hakları Koordinasyonu:
Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd)
İnsan Hakları Araştırmaları Derneği (İHAD)
İnsan Hakları Derneği (İHD)
İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD)
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER)
Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der)
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi (UAÖ)