ŞEYH SAİD VE ARKADAŞLARINA İADE-İ İTİBAR!

MAZLUMDER Genel Merkez 2012 yılı içerisinde almış olduğu anma etkinlikleri çerçevesinde ilk anma etkinliğini İskilipli Atıf Efendi ikincisini de Said Nursi için düzenleyen derneğimiz 3. anma etkinliğini Diyarbakır'da Şeyh Said için gerçekleştirdi.

Genel Başkan Ahmet Faruk ÜNSAL, Genel Başkan Yardımcısı Av. Selahattin ÇOBAN ile çevre şube başkanları ile yöneticilerinin de katıldığı açıklama, Şeyh Said ve arkadaşlarının idam edildikleri Dağkapı Meydanı'nda gerçekleştirildi. 

Açıklamada ilk söz alan genel başkanımız Ahmet Faruk ÜNSAL, Şeyh Said’in asıldığı yer olan Dağkapı Meydanı’nın Türkiye’de kendini tekçi devlet zihniyetinin dışında farklı olarak tarif etmekte olan herkesin bastırılmaya çalışıldığı bir meydan olduğunu söyledi. Şeyh Said’in, 1923 mutabakat cumhuriyetinin Ankara’daki cumhuriyet elitleri tarafından mutabakatın bozulması ile farklılığını ortaya koyduğunu ve 46 arkadaşı ile birlikte bu meydanda idam edilmek suretiyle, bu farklılık talebinin cumhuriyet elitleri tarafından bastırıldığını ileri süren Ünsal, “Şeyh Said idam sehpasına gittiği zaman dedi ki, “Beni bu değersiz dallara asmanızdan dolayı perva etmiyorum. İslam için ve halkım için ayaklandım. Yeter ki torunlarım bizden sonra düşmana karşı bizi utandırmasınlar.” Biz de Şeyh Said'in torunları olarak haklı davasının her zaman takipçisi olduğumuzu ve olacağımızı göstermek için ve onu utandırmadığımız göstermek için onun doğru şeyler söylediğine şahitlik etmek için cumhuriyet rejimi tarafından zulmen öldürüldüğünü ilan etmek için ve onun haklı davasına burada destek vermek için bulunuyoruz. O isyanda yaklaşık 600 insan idam edildi. Şehirler köyler yakıldı onbinlerce insan sürgüne gönderildi. Bu cumhuriyet tarihinin en kara sayfalarından biridir. Ve cumhuriyet mutlaka bu zulüm ile yüzleşmelidir. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin evrakçı, kayıtçı, hafızası güçlü ve dökümantasyoncu bir cumhuriyet olduğunu biliyoruz. O yüzden Şeyh Said'in kayıtlarda belli olan mezar yerinin mutlaka açığa çıkartılması gerektiğini MAZLUMDER olarak ve destek veren STK temsilcileri olarak talep ediyoruz” dedi. Said-i Nursi’nin, İskilipli Atıf Hoca’nın ve Seyit Rıza’nın mezarlarının belli olmadığı gibi Şeyh Said’in de mezar yerinin belli olmadığını aktaran Ünsal, “Mezar yerini kaybederek bu damarın adalet, özgürlük isteyen bu damarın kaybedileceğini düşünüyorlarsa aldanıyorlar” diye konuştu.Daha sonra tüm şubeler adına ortak açıklamayı Diyarbakır Şube Başkanı Av. Abdurrahim AY okudu.

                                                                  BASIN AÇIKLAMASI


Bugün İstiklal Mahkemesi tarafından idam cezasına çarptırılan ve 29 Haziran 1925 gecesi Dağkapı Meydanı’ında asılarak infaz edilen Şeyh Said ve 46 arkadaşını, şehadetlerinin 87’inci yıl dönümü münasebetiyle anmak için burada toplanmış bulunmaktayız.

Cumhuriyet’in kurulmasından sonra hedeflenen laisist, din dışı, tek kimlikli yapı ve onun gerektirdiği baskılama pratikleri, bu asimilasyonist süreçte baskıya uğrayan kimliklerin olası direnişinin habercisiydi. Zira kendilerine verilen sözlerin tutulmadığını ve hatta bununla da kalınmayıp kültür, dil, kimlik ve geleneklerinin zor kullanılarak yok sayılmasını hazmedemeyen Kürtler ilk ayaklanmalarını cumhuriyetin 3. yılı içerisinde gerçekleştirmeye başlamışlardı.

1925 yılında yeni kurulan devletin, Kürtlerin hem kimliğine hem de dinine karşı yok sayan ve inkar eden tutumuna karşı ayaklanan Şeyh Said önderliğindeki Kürt hareketi de “resmi tarih”in “isyan” olarak nitelendirdiği bir hareketti. Devletin katliam boyutuna varan baskılama pratiği nedeniyle başarısız olan bu isyan sonucunda Şeyh Said ve çevresindeki direnişçiler yakalanmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından yargılanmıştı.

1920 - 1927 yılları arasında binlerce masum ve mazlum insanı idam eden ve adeta dönemin idam mekanizması haline gelen İstiklal Mahkemeleri'nde binlerce insan katledilmiştir. Şeyh Said ve arkadaşlarının idamı üzerinden 87 yıl geçmesine rağmen, cenazelerin nereye gömüldüğü konusunda resmi bir açıklama yapılmadı. Türkiye Devleti, öldürdüğü günden bu yana “İngiliz işbirlikçisi”, “şaki”, “bölücü”, “Kürtçü”, “vatan haini” kavramlarıyla terörize ettiği Şeyh Said’in manevi şahsından, yakınlarından ve halktan özür dilemelidir. Halkın büyük çoğunluğunun algısını, Şeyh Said’in manevi şahsını karalamak suretiyle, tarih kitapları aracılığıyla manipüle eden ve bu şekilde itibarını zedeleme pratiğini sergileyen devlet, bu itibarın iadesi adına özür dilemelidir.

Bu özrü de, katliamla şehid edilenlerin mezar yerleri açıklanarak,

İstiklal, Örfi İdare Mahkemeleri, Harp Divanı ve devlet arşivleri açılarak,

Kıyam mağdurlarının el konulan özel eşyaları ve malları ailelerine iade edilerek,

Ders kitaplarında ki hakaret içerikli ifadeler çıkarılarak pratize etmelidir. dedi.

MAZLUMDER Basın Bürosu

 

 

 

 

 

 

 

 

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2012-06-28
Okunma Sayısı : 2594
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 5591662