STK'LARDAN REFERANDUMA DESTEK KARARI

Şartlı destek kararının çıktığı toplantıda kuruluş sözcüleri söz alarak destek gerekçelerini ortaya koydular ve sandığa gidilmesi çağrısında bulundular.

"Despotizmi Geriletecek ve Özgürlükleri Genişletecek Değişiklikleri Destekliyoruz!" yazılı bir pankartın açıldığı ve MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Cüneyt Sarıyaşar'ın yönettiği toplantıda konuşmalardan önce basın bildirisi okundu.

İlk olarak İMH'den İkram Soltan referandumun önemi üzerinde durarak bunun seçkinlerin gayri meşru iktidar alanlarını daraltacak değişiklikler içerdiğini söyledi. Soltan, referandumun atanmışlara karşı seçilmişlerin elini güçlendireceğini belirterek bu sürecin olumluluklar taşıdığını ve bu nedenle aktif olarak desteklediklerini ifade etti.

"Türkiye bu oylamayla kendi kaderini oyluyor." vurgusuyla konuşmasına başlayan Akabe Vakfı'ndan Hasan Hafızoğlu, bu süreç sonunda halkın ya vagon ya da lokomotif olacağını söyledi. Anayasa değişiklik paketinin kısmi açılımları içerdiğini ve hakların iadesi anlamına geldiğini belirten Hafızoğlu, Akabe Vakfı olarak kendilerinin bu süreci desteklediklerini ve kitlelerine de sandığa giderek evet oyu kullanmalarını istediklerini ifade etti.

Araştırma Kültür Vakfı'ndan Burhanettin Can ise kuruluşundan bu yana Türkiye Cumhuriyeti'nde ana bir tezadın bulunduğunu belirterek, sistemi kuran asıl kadronun İttihat Terakki olduğunu ve darbeler sonucunda yapılan bütün anayasaların da sistemin topluma dayatmak istediği ideolojik kimliği merkeze aldığını söyledi. Anayasaların halkın inanç değerleriyle uyumsuzluğuna dikkat çeken Can, bunun sürekli bir çatışmayı beraberinde getirdiğini belirterek sistemin merkezi pozisyonunda olan "resmi merkez"in daima dış güçlere yaslanarak çevreden oluşan "ağırlık merkez"ini sindirmeye çalıştığını kaydetti. Ağırlık merkezinin parlamentoda temsil imkanı elde etmekle birlikte sürekli resmi merkezce kontrol altında tutulduğunu ve kontrolden çıktığı sinyali verdiği anlarda da darbelere muhatap olduğunu belirten Can, Türkiye'deki bütün anaysalar da dahil olmak üzere Ergenekon çetesinin de, Bayloz, Kafes vb. eylem planlarının da merkezinde çevreyi sindirmek olduğunu söyledi. Buradan hareketle Anayasa değişiklik paketinin bütün yetersizlikleriyle birlikte hesaplaşmanın sembolik bir adımı niteliğinde olduğunu kaydeden Can, kurum olarak bu yüzden aktif olarak destekleyeceklerini ifade etti.

Müslümanlar olarak sosyal-siyasal gelişmelere karşı müteyakkız, ilgili ve bir tutum sahibi olmalarının önemini vurgulayarak sözlerine başlayan Fatih Akıncıları Derneği'nden Mehmet Şahin, bunu yaparken İslami ilkeler ve kimlikten kopmamanın önemini ifade etti. Özellikle de 12 Eylül mağdurları olarak darbe anayasasını onaylamalarının mümkün olmadığını ve İslami ilkeler açısından ise zaten mevcut anayasayı hiçbir şekilde onaylayamayacaklarını belirten Şahin, "Müslümanlar olarak nihai talebimizin anayasanın tamamen değiştirilmesi ve Müslüman halkın değerlerine, adalete ve insan haklarına dayalı yeni bir anayasanın oluşturulması olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz. Ve belirtmek isteriz ki hiçbir şartta bu hedefimize doğru yürümezlik etmeyiz." Şahin müteakiben mevcut referandum sürecinin çeşitli olumluluklarına dikkat çekerek şunları söyledi: "Tavrımız evettir ama bu kerhen bir evettir. Bu mevcut anayasayı bir bütün olarak kabul ettiğimiz anlamına gelmemelidir. Biz bunu askeri vesayet rejimine ve onun muhalifleri muhatap alan kesintisiz baskılarına karşı bir gedik olarak görmekte ve bu nedenle desteklemekteyiz."

Toplantıda Özgür-Der adına söz alan Burhan Kavuncu esasen mevcut anayasanın tamamına karşı olduklarını belirterek çünkü bu anayasanın birinci olarak seküler-laik karakterde olduğunu ve ikinci olarak da ırkçı bir yapı arz ettiğini söyledi. Anayasadaki değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez zırhının ise doğrudan bir tuğyanı, ilahlaşma iddiasını içerdiğini kaydeden Kavuncu, Özgür-Der olarak kendi tutumlarının mevcut sisteme ve onun anayasasına karşı devrimci bir duruş olduğunu söyledi. Değişiklik paketinin ise önemli değişiklikler içermekle birlikte düzenin resmi ideolojik özüne yönelik bir dokunma gerçekleştirmediğini kaydeden Kavuncu, yine de mevcut haliyle özellikle de yargı bürokrasisine karşı ciddi mevzi kazanımlar içerdiğini ve bu nedenle kendilerinin aktif olarak destekleyeceklerini söyledi.

Anadolu Platformu'ndan Hüseyin Özhazar ise anayasa sorununun Türkiye'nin tarihi sorunu olduğunu belirtti ve sorunun temelinin de anayasa yapıcılarının halkın inanç değerlerine yabancılıklarından kaynaklandığını söyledi. Bu özelliği dolayısıyla Türkiye'deki bütün anayasaların devşirme bir nitelikte olduklarını kaydeden Özhazar, gelinen noktada AK Parti'nin öncülük ettiği Anayasa değişiklik paketinin önemsenmesi gerektiğini, bunun halkın ve muhaliflerin lehine olduğunu ve bu yüzden aktif olarak desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Basın açıklaması MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Cüneyt Sarıyaşar'ın konuşması ile son buldu. Sarıyaşar konuşmasında Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri 2 temel yanlışın devam ettiğini belirtti. Bunlardan ilkinin Müslüman kimliğin görünürlüğüne yönelik düşmanca tavır olduğunu söyleyen Sarıyaşar, ikincisini ise Türk kimliğini etnik bir mensubiyete indirgeyerek Kürt halkına zulüm edilmesi olarak ifade etti. Cüneyt Sarıyaşar, bütün kesimlere ve kimliklere yapılan yanlışlıkları düzeltecek ve özgürlüklerini verecek bir anayasa yapılana kadar taleplerinde ısrarlı olacaklarını söyledi.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Bürosu

Basın Açıklaması
Darbeci Bürokrasiyi ve Yasakçı Yargıyı Geriletecek, Özgürlükleri Genişletecek Değişiklikleri Destekliyoruz!
Türkiye, 12 Eylül 1980 darbesinin 30. yıldönümünde yapılacak referandumla yeni bir sürecin evresinde bulunuyor. Bugüne kadar neredeyse hiçbir değişime uğramayan 82 Anayasası'nda 26 maddelik bir değişiklik halkın onayına sunulmaktadır.

YAŞ kararlarının AYİM de yargı denetimine açılması ve Anayasa Mahkemesinde AYİM den bir üyenin bulundurulması askeri yüksek yargıyı temellendirmesi açısından 82 anayasasının vesayetçi formunu kısmen taşıyan haline itirazımız olan bu paket Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkından, sendikal özgürlüklerin genişletilmesine, sivillerin askeri mahkemede yargılanmasına son verilmesinden, yüksek askeri şura kararlarının AYİM de olsa yargı denetimine açılmasına ve yüksek yargı kurumlarının seçim mekanizmalarının temsil kabiliyetini artıracak istikamette değiştirilmesine imkan tanıyan yönü ile de bir aşamadır. Bu paketin kabulü halinde bile, Türkiye'nin anayasa sorunu tam anlamıyla çözümlenmiş olmayacaktır.

Türkiye'nin Etnik Milliyetçi ve ideolojik dayatmacı bir anayasa sorunu vardır. Anayasalar toplumda bulunan tüm kesimlerin taleplerini karşılayan TOPLUMSAL SÖZLEŞMELER olmalıdır. Oysa 1924 Anayasası, 27 Mayıs Anayasası, 12 Mart değişikliği, 12 Eylül Anayasası hepsi ya askeri darbelerin ürünü ya da toplumun taleplerini gözetmek yerine resmi ideolojik kimliği topluma dayatan jakobenlerin ürünüdür. Bu anayasaların hiç biri normal şartlarda ve serbest bir ortamda; Halkın gerçek temsilcileri tarafından ve Halkın talepleri gözetilerek bir toplumsal sözleşme temelinde yapılmamıştır. Bu anayasalar Halkın resmi ideolojik kimliği kabulü ve seçilmişlerin iktidar alanını daraltmak esası üzerine kurgulanmıştır.

82 Anayasası da aynı ruhla ele alınmış ve resmi ideolojisini dayatarak TBMM'yi yani halkın seçmiş olduklarını, dolayısı ile tüm toplumu vesayet altına almıştır. Hem siyaset yapıp, hem de siyaset üstü kabul edilen kurumların varlığı, Türkiye'nin en önemli açmazıdır. Ülkemizde asker ve yargı tam bu konumdadır. Temsile dayalı sisteme kuşkuyla bakan bir anayasanın, görevleri olmadığı halde siyaset yapan kurumlara tanıdığı imkanlar vesayet sisteminin derinleşmesine neden oluyor.

Siyaset yapmaması gereken kurumlara siyaset yapma imkanı veren anayasa, siyaset yapması gereken kuruluşların ise alanlarını daraltmaktadır.
Anayasalarda, özgürlüğün kural, özgürlüğe getirilen kısıtlamaların ise istisna olması gerekir. 82 Anayasası'nda ise, neredeyse özgürlükler istisna tutulup kısıtlamalar kural haline getirilmiştir.

Halka dayanmayan, güvenmeyen ve onun tercihlerine kuşkuyla bakan bir devlet anlayışı, ülkemizdeki sorunların temelini oluşturmaktadır. Siyasal iktidar ve devlet iktidarı olarak bölünmüş bir devlet yapısı kabul edilemez.

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bugüne kadar yaşadığı tarihi, bu ikili iktidar yapısının oluşturduğu sorunların tarihi olarak da okunabilir. Son 7-8 yıl içinde, siyasal kriz olarak nitelenen bütün olayların vesayetçi bürokrasinin hukuksuz bir şekilde inşa ve işgal ettiği iktidar alanını kıskançlıkla korumasından kaynaklandığını görüyoruz. Dolayısıyla Türkiye'nin sorunlarının önemli bir kısmının kaynağı olan bu ikili iktidar yapısına son verilmesi gerekmektedir. Halkın temsil yetkisi verdiği insanların, hukukun sınırları içinde kalmak kaydıyla, müdahil olamadıkları hiçbir iktidar alanının olmaması gerekir.

Buraya kadar saymış olduğumuz ve burada ifade etmediğimiz sorunların halledilebilmesi için atılacak en önemli adım yeni bir anayasanın yapılmasıdır. Yeni anayasa bugüne kadar yaşamış olduğumuz sorunların hallinde önemli bir girişim olacak; hem de darbe anayasalarına mahkum olma ayıbından bizi kurtaracaktır.

Ancak bir kısım seçilmişlerin siyasi planları sebebiyle statükodan yana tavır almaları sebebiyle bugünkü meclis aritmetiği yeni bir anayasa yapmaya imkan tanımamaktadır. Bütün şartlar zorlanarak 26 maddelik bir Anayasa değişikliği paketi meclisten ancak geçirilebilmiştir...

12 Eylül 2010'da halkın oyuna sunulacak bu değişiklik girişimi bugüne kadar yapılan değişikliklerden daha kapsamlı ve vesayet sisteminin kurumsal yapılarına müdahale eden bir mahiyet arz etmektedir. Bu müdahalelerin ve değişikliklerin ona asla özgürlükçü bir anayasa özelliği kazandırmayacağını da biliyoruz. Ve halkın egemenliği söyleminin slogan olmaktan öteye geçmesi için, anayasanın halk iradesine ipotek konulmadan tam bir serbesti ile yapılması gerektiğine de inanıyoruz.

Biz aşağıda ismi yazılı olan kurumlar 13 Eylülden itibaren en önemli görevi bu topluma ideolojisi olmayan, herhangi bir kimlik ve etnisite dayatmayan, toplumun tüm kesimlerinin taleplerini karşılayan, sivil, özgürlükçü ve adaleti tesisi önceleyen bir anayasa talebimizi yükselteceğimizi ilan ederken bu anayasa değişiklik paketine 12 Eylülde bu çerçevede "evet" diyeceğiz. Çünkü bu anayasa değişiklik paketinde sendikal hürriyetlerin genişletilmesi, kamu denetçiliği kurumunun ihdası, Yüksek Askeri Şura kararlarına yargı yolunun açılması, seyahat hürriyetinin genişletilmesi, özel hayatın masumiyeti, sivillerin askeri mahkemede yargılanmasına son verilmesi ve benzeri konuları düzenleyen maddeler, eskiye nazaran genellikle daha iyileştirilmiş ve insanların hayatlarına olumlu etkileyebilecek bir şekilde düzenlenmiştir.

Cumhurbaşkanının kurumlara üye seçiminde TBMM'den daha güçlü kılınması gibi bize göre eleştirecek yönleri olmasına rağmen, bu değişikliğe "evet" diyoruz. Çünkü bu değişikliklerin vesayet sisteminde gedik açan önemli düzenlemeler ihtiva ettiğini ve daha özgürlükçü bir anayasanın önünü açtığını düşünüyoruz. Bu gerekçeyle vesayetçi bürokratik yapıyı gerileteceğini, halkın özgürlük alanını da genişleteceğini düşündüğümüz değişiklikleri destekliyoruz.

Bizler bu paketi destekliyoruz, çünkü kapalı devre seçim sistemiyle üyelerini belirleyen HSYK ve Anayasa Mahkemesi gibi vesayet kurumlarının yapısının değişmesini istiyoruz. Ancak hiçbir şekilde yeterli görmüyoruz ve yukarda belirttiğimiz gibi topluma ideolojisi olmayan, herhangi bir kimlik ve etnisite dayatmayan, toplumun tüm kesimlerinin taleplerini karşılayan, sivil, özgürlükçü ve adaleti tesisi önceleyen TOPLUMSAL SÖZLEŞME NİTELİĞİNDE bir anayasa talebimizi TEKRARLIYORUZ.

AKABE VAKFI * ANADOLU PLATFORMU * ARAŞTIRMA KÜLTÜR VAKFI
FATİH AKINCILARI DERNEĞİ * HİKMET VAKFI * İHH İNSANİ YARDIM VAKFI
İNSAN VE MEDENİYET HAREKETİ * MAZLUMDER

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2010-08-13
Okunma Sayısı : 1437
Şube ve Temsilcilerimiz
mazlumder-genel-merkez
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - MAZLUMDER GENEL MERKEZ
Adres: Molla Gürani Mh. Şehit Pilot Mahmut Nedim Sk, No: 5 Kat: 4 Fatih / İSTANBUL (Aksaray Metro Durağı B Kapısı Karşısı)
E-posta: mazlumder[a]gmail.com | Telefon: +90 (0212) 526 2440 | Faks: +90 (0212) 526 2438

Ziyaretçi Sayımız : 5591863